Zaman Etüdü kavramı 19. Yüzyıla veda edip 20.Yüzyıla geçerken Frederick Winslow Taylor tarafından literatüre kazandırıldı .
Nasıl Ortaya Çıktı ?
18. Yüzyılda ortaya çıkan ve bunu takip eden yüzyıllarda büyük önem kazanan Sanayi devrimi hayatımıza fabrikaları soktu ve modern dünyanın şekillenmesine etki etti . Sanayileşme ile artan arz ile doğru orantılı olarak rekabette hız kesmeden arttı . Zaman Etüdü kavramı temel olarak fabrikaların rekabet gücünü ve verimliliğini arttırma kaidesi ile ortaya çıkmıştır .

Bilimsel Yönetimin babası olarak kabul edilen Taylor verimliliği arttırabilmek için bir çok çalışma yaptı . İşcilerin görevin her bileşenini tamamlamaları için gereken minimum süreleri belirlemek için farklı kişilerde farklı şekillerde gözlemler yaparak gereksiz hareketleri ortadan kaldırarak en verimli ve en hızlı metodları bulmaya çalıştı .
Örnek vermek gerekir ise bir maden ocağında çalışan işcilerin bir el arabası kömürü taşımaları için gerekli olan süreleri farklı günlerde yapmış olduğu gözlemler ile belirledi , Farklı kombinasyonlar deneyip işcilerin verimlerini arttırmaya çalıştı . Bir işci normalde günde 5 ton kömür taşıyabilirken Taylor yapmış olduğu zaman etüdleri ve gözlemler ile işciye her bir el arabası kömür taşımadan sonra belirli süreler boyunca dinlenmesini sağlayarak örneğin 2-3 Dakika işcinin yorulmasını engelleyerek günlük 10 ton gibi bir miktardaki kömürü hiç yorulmadan taşımasına olanak sağladı .
Gerçekleştirdiği zaman etüdü gibi çok önemli katkıları ile Taylor şirketlere yeni bir soluk getirdi . Yapmış olduğu çalışmalar ile oldukça büyük değişimlere yol açmıştır . Henry Ford’un meşhur Ford araç üretim tesisi modelinin Taylor’un bilimsel yönetimin ilkeleri adlı çalışmasından esinlenilerek ortaya çıkmıştır .

Taylorun bilimsel yönetim ilkeleri ve teknikleri ile işletmelerin verimlilik sorununa bulmuş olduğu bu çözümler sayesinde işciler daha az çalışıp daha çok ücret kazanabilmiştir . Bazı çevreler Taylor’un bu çalışmaları sayesinde kapitalizmin nefes almaya başlayarak tekrar güçlendiğini ve çökmekten kurtulduğunu dile getirmektedir .
Bunlara ek olarak hatrı sayılır bir kesim Alman filozof Karl MARX’ın Das Kapital adlı eserinde bahsettiği ideolojinin , Sosyalist devrim ve sosyalizmin Taylor tarafından ortaya atılan bilimsel yönetim ilkeleri ile iyileşen piyasa koşulları , yeni yönetim ve üretim anlayışları ile zayıfladığını ve gerçekleşmediği hipotezini ortaya atmıştır .

